Salih’e giderken.

On yedi mart iki bin on bir, saat 20:36. İstanbul’dan gelen arabalar gecikecekmiÅŸ. Rötar yea! 16 dakika önce Seren yanımdan ayrıldı. Yalnızım. Otogarlar hakkında düşünme fırsatım oldu iÅŸte.. Pisler. Hizmetli,yerdeki her çöpü toplasa da burası pis görünüyor. “Yoldan geldin bi duÅŸ al.”
Naneli şeker aldım; hani şu nane tadı az olan yeşil ve eski şeker. Cebimde elli lira, çantamda sigara var. Zengin hissediyorum.
Yol hemen bitecek gibi gelmiyor. Midemde hafif bulantı var, heyecandan işte. Yolu bilmediğimden sonu gelmeyecek gibi hissediyorum. Ulusoy 4, Kamil Koç 38 ve Varan 32 nolu perona geliyor.
Tam arkama bir çift oturmaya çalışıyor. Üzerinde birilerinin tepiştiği yatağın kenarında oturuyor gibiyim. Ne de olsa arkamda çift oturuyor..
Otogarlar cinsiyet farkının iliklerinize kadar hissedebileceğiniz yerler.
Çiğ köfte kokuyorum geğirdiğimde. Oturduğum sandalye hala sarsılıyor. Arkamdakiler oturamadı. Seren otogarların korkutucu olduğunu düşünüyor. Ben ne düşünüyorum?
Korkutucu değiller. Sıkıcı olabilirler. Bilmem.
Karşımda oturan çift orta yaşlı ve zekadan hafif yoksun bir oğulları var. Adam kahverengi kundura içine kırmızı çorap giymiş. -Hayır,düşman değilim. Sanırım geç evlenmişler ya da ikinci baharları. Orta yaşlı olup liseli gibi koklaşan çiftler çok itici.
Saat 20:50. Oje sürmedim. Gonca ile sevgilisi ayrılacaklar mı? Reglim kaç gün gecikmişti?  Babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi?
Salih’e gidiyorum diye çok heyecanlıyım. Heyecan olmalı mı olmamalı mı?
İbrahim Tatlıses ölmesin. Yanımda oturan kızın ayağında Sıla’nın ayakkabılarından var. Sıla’yı özledim. Zaman resmen ilerlemiyor.
“DolaÅŸ gençsin sen” dedi kırmızı çoraplının karısı oÄŸlan çocuÄŸuna, üvey anne gibi.
Saat 20:58.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>